zora koşmak ne demek?
- Güçlük çıkarmak.
To raise difficulties.
güçlük
- Güç olan bir şeyin niteliği, zorluk.
- Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat
- Engel, pürüz
Difficulty.
Arduousness.
Hardship.
Hassle.
Adversity.
Complexity.
Complicacy.
zora başvurma
Coerciveness.
zora binmek
- Zorlaşmak
- Iş, ancak zor kullanmakla sonuçlanacak bir durum almak.
koşmak
- Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek
- Bir yere ivedilikle gitmek
- Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak
- Koşuya çıkmak.
- Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek.
- Birlikte iş görmesi için bir şeyi başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek.
- Hayvanı çekeceği arabaya, sabana vb.ne bağlamak.
- Şart ileri sürmek
- Birini, bir işte görevlendirmek.
Team.