maruz kalınan doz ne demek?
Exposure dose.
exposure
- Açma, keşfetme, teşhir
- Muhafazasız olma, maruz olma, açık olma
- Açığa çıkarma
- Mahrem yerlerini gösterme suçu
- Alma, çıkarma, poz (filim üzerine)
maruz
- Bir olayın, bir durumun etkisinde veya karşısında bulunan
- Arz edilen, sunulan, verilen.
- Bir şeyin etkisine uğramak veya uğratmak. (Osmanlıca'da yazılışı: ma'ruz)
Submitted.
Exposed.
Subject.
Liable.
Exposed to.
Open to.
Subjected to.
maruz bırakmak
- Bir olay ya da durum karşısında ya da etkisinde bırakmak.
Expose, subject, subjugate.
kalan
- Kalma işini yapan.
- Artan, mütebaki
- Bir çıkarmanın sonucu.
- Bölme işleminde bölünenden artan sayı.
- Bakıyye (bk. artan, artık).
The sea otter.
Remaining.
Left behind.
Residual.
Residuary.
doz
- Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı
- Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı, düze.
- Genellikle bir davranış, bir konuşma vb.nde yeterli görülen ölçü
- Düze
- Bir ilacın bir defada alınan miktarı.
- İstenilen etkiyi oluşturan ilaç miktarı.
- Kim: Bir maddenin bir karışıma girmesi gereken muayyen miktarı.
- Bir defada verilen ilaç miktarı.
Dose.