krizin geçmesini beklemek ne demek?
Sit tight.
sit
- Tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı.
- Bazı ayrıcalıklar dışında olgunlaşmamış bir hücreyi belirten son ek
3d pers.
Sing.
Pres.
Of Sit, for sitteth.
To suit ; to become.
Be in session; 'When does the court of law sit?' sit around, often unused; 'The object sat in the corner'.
Be seated.
Sit around, often unused; 'The object sat in the corner'.
kriziyaz
Chrysiasis.
kriz
- Bkz. nöbet, atak
- Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk
- Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım.
- Bir şeyin çok kıt bulunması durumu.
- Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek.
- Bir toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran
- Bk. bunalım
- Bunalım
- Hastalığın dönüm noktası, hastanın iyileşeceği veya öleceğinin belli olduğu an.
- Aniden gelişen şiddetli belirtilerle ayırt edilen nöbet, hastalık nöbeti.
beklemek
- Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak
- Süre tanımak, acele etmemek
- Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek.
- Ummak
- Karşılaşma ihtimali bulunmak
- Aramak, istemek
- Oyalanmak.
Mark time.
Wait.
Wait for.