ektirmek ne demek?
- Ekme işini yaptırmak
Üstüne bol zencefil ektirdiğim salep fincanını iki elimle kavradım.
S. F. Abasıyanık /y, a/.
To have (someone) sow (seeds); /y, a/ to have (seeds) sown in (a place).
To have (salt, sugar, powder, etc.) sprinkled on or over (something).
ekme
- Ekmek işi.
- (C.: Ekemat-Üküm) Yüksek yer.
Cultivation.
Sowing.
Planting.
Semination.
Sprinkling.
Sprinkle.
ektirme
- Ektirmek işi.
ekti
- Her yiyeceği canı çeken.
- Asalak.
- Cimri.
- Anası ve babası olmayan veya atılmış, bırakılmış çocuk.
- Anası ölüp başka bir koyuna alıştırılan veya elle beslenen kuzu
- Arsız, yüzsüz, görgüsüz.
- Bk. asalak.
Sow, plant, crop, inseminate, set, set out, sprinkle, tame.