donuk donuk ne demek?
- Canlılığı olmayarak
Zeki ve yuvarlak yüzlü bir çocuk, kendinden büyük kılıcına sarılmış, donuk donuk bakıyor.
F. R. Atay - Rengini ve parlaklığını yitirmiş, mat bir biçimde
Pirinç kakmaları donuk donuk ışıldayan hamam kapısını iterek içeri girdi.
C. Uçuk Zarf.
donuk açık kahverengi
Drab.
donuk açık kahverengi kumaş
Drab.
donuk
- Parlaklığı olmayan, mat
- Canlılığı olmayan, fersiz (göz)
- Canlılığı az olan, durgun, uyuşuk.
- Saydam olmayan; ışığın önemli bölümünü saçarak öteye geçirmeyen.
- Saydam olmayan; ışığın önemli bölümünü saçarak öteye geçirmeyen.
Toneless.
Glassy.
Blear.
Dead.
Diaphanous.