yüzmek ne demek?
- Kol, bacak, yüzgeç vb. organların özel hareketleriyle su yüzeyinde veya su içinde ilerlemek, durmak
Yüzmek bilmediği için on dakika içinde boğulmuştu.
S. F. Abasıyanık - Yüzme sporu yapmak.
- Bir sıvının yüzeyinde batmadan durmak.
- Herhangi bir durumun en aşırı derecesinde olmak
Hiçbir kaygının gölgelemediği bir saadet içinde yüzmektedir.
H. Taner - Dalgalanmak
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak.
M. A. Ersoy - Herhangi bir şeyle üzeri kaplanmak, bir şeye bulanmak.
- Derisini çıkarmak, derisini soymak.
- Çok para istemek.
Bathe.
Float.
Ride.
Shave.
Strike out.
Swim.
Go for a swim.
Bathing.
Buoy.
yüzmekte
Afloat.
yüzme
- Yüzmek işi.
- Yüzme sporu.
- Sporu.
Natatory.
Swimming.
Bathing.
Flotage.
Flotation.
Natation.
Swim.