scuttle ne demek?
- Hızla koşmak, seğirtmek
- Seğirtme, acele gitme.
- Kapaklı ufak delik
- Lomboz, ambar kapağı
- Deniz musluğu
- Deniz musluğunu açıp gemiyi batırmak.
- Kaçmak, tüymek, delik açarak batırmak, deniz musluğunu açıp batırmak
- Soba yanına konulan madeni kömür kovası.
- -den vazgeçmek; -i iptal etmek; -i bırakmak. -i mahvetmek, -i bozmak.
- Kömür kovası
hızla
- Çabucak.
Fast.
Quick.
Quickly.
Like a streak of lightning.
Speedily.
At a good clip.
Apace.
Double-quick.
By leaps.
scuttlebut
- Söylenti
scuttlebutt
- Su mancanası
- Şayia, söylenti, dedikodu.
- Dedikodu, söylenti, mancana