kurucu antlaşmalar ne demek?
Founding treaties
founding
- Tesis etme, kurma, düzme, başlatma
- Kurmak, temelini atmak, dayandırmak, dayanmak, dökmek (demir), kalıba dökmek
kurucu
- Bir kurumun, bir işin kurulmasını sağlayan, müessis.
- Bir kuruluşu oluşturan kimse.
- Cümleyi oluşturan ögelerin her biri.
- Müessis.
Constituent.
Constitutive.
Founder.
Builder.
Foundress.
Creator.
kurucu değişmez
- Bir önermenin değişmezi ya da bir önerme kalıbında geçen sözedilen dil değişmezi. | Örn. ( )
antlaşma
- İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, pakt.
- Bu durumu belirten belge.
- İki ya da daha çok devlet arasında yapılan bağlayıcı yazılı sözleşme.
- İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta ittifak ve iktisadi ilişkiler gibi konularda yasal sonuçlar doğurmak üzere yapılan sözleşme.
Treaty, pact, convention.
League.
Treaty.
Alliance.
Covenant.
Concordat.